Mehmet Taşdiken
  • Anasayfa
  • Projeler
    • Sonsuz Şükran Köyü
    • Anadolu´ya Şükran Buluşmaları
    • Fransız Sokağı
    • Old City Basmane
    • Carşamba Bulusmaları
  • Fransız Sokağı
  • Afitaş
  • Televizyon ve Film Işleri
    • Aşk ağlatır (2013)
    • Dönmeyenler (Belgesel)
    • Dokuzuncu Hariciye Koğuşu (Dizi)
    • Bizim Eller (Sinema Filmi)
    • Yuva (Dizi)
    • 5 Numaralı Kamp (Dizi)
    • Yurdumda ölmek istiyorum (Sinema Filmi/Dizi)
    • Türkistan Işığı
  • Yazili Eserleri
    • Berduş Düşünceler
    • köşe yazıları
    • Han Buyruğu
    • Itri
    • Beş Çayı
    • Bir Sevdadır Çobanlık
  • Iletişim
  • linkler
_13/09/2001

_Yıkılan gökdelenler mi?

_Bütün dünyanın gözleri önünde sadece Amerikan tarihinin değil, terörizm tarihinin de en büyük saldırısı gerçekleşiyor. Arka arkaya saldırılar. Dünya Ticaret Merkezi'nde canlı yayında dördüncü patlama. Washington'da bütün hükümet binaları boşaltılıyor. Amerika'da bütün uçuşlar durduruluyor. Manhattan'da şehri terk edin anonsları. Televizyonlar canlı yayında Amerika'nın büyük paniğini ve çaresizliğini duyuruyor. Washington'dan kalkan bir uçağın kaybolduğu, Pitsburgh yakınlarında bir uçağın daha düştüğü duyuruluyor. Dışişleri Bakanlığı önünde bir kamyonun patladığını, dünyanın en büyük askeri gücünün merkezi sayılan Pentagon'un da saldırıya uğradığını hayretler içinde öğreniyoruz. CNN duyuruyor: Amerikan Başkanı nerede, kimse bilmiyor. Büyük bir ihtimalle o sırada dünyanın efsane polis örgütleri CIA'nın, FBI'nın başkanları, dünyaya nizamet veren Dışişleri yetkilileriyle, Münih'te otomobil tamirhanesindeki Ekrem usta gibi Amerikan Başkanı da gizli bir yerde televizyon seyrediyordu. Bu saldırı, bütün dünyanın gözünde Amerikan yönetiminin prestijine yapılmış en büyük saldırıdır. 11 Eylül sadece Amerikan tarihi için değil, öyle görünüyor ki, dünya tarihi için önemli bir gün olarak anılacaktır. Amerikan prestiji büyük bir yara almıştır. Tanrı'nın iradesiyle eşit tutulan, yeryüzünün her tarafında gücü olduğu varsayılan CIA efsanesi bitmiştir. Bir gün boyu kendi semalarında, sınırları içindeki bütün şehirlerin caddelerinde olacakları eli kolu bağlı televizyon izleyicileri gibi bekleyen bir yönetim, tarihinin en büyük yarasını almıştır. Belki ilahi tecelli denebilecek bir benzerlikle, Körfez Savaşı'nda Amerikan gücünü ve prestijini canlı savaş yayınıyla sağlamlaştıran CNN, mecbur kalarak, sadece muhteşem gökdelenlerin değil, Amerikan prestijinin de yıkılışını an an dünyaya gösterdi. İmajlar bir günde kazanılmaz. Ama bir günde kaybedilebilir. İmaj, güçten daha önemlidir. Daha büyük güçtür. Bu olay, giderek dünyadaki dengelere yansıyacaktır. Yakın zamanda prestij, yarasını tedavi etmek isteyen Amerika, söylendiği gibi bir savaşa gidebilir. Böylelikle dünyanın her bölgesinde geçmiş on yılın defterleri de yeniden açılabilir. Dünyayı sancılı, sıkıntılı bir gelecek bekliyor. İşin bir başka yanı daha var. Terörizmin henüz adresi belli olmadı. Tahminler Usame bin Ladin üzerinde yoğunlaşıyor. O her kimse bir gün anlaşılacak. Ancak kâğıt üzerinde bu kadar hayali, imkânsız görünen bir işe, böylesine bir düzenle, böylesine bir gizlilikle nasıl gerçekleştirilebiliyor? Bunun bir cevabı var: İnanmak. Neye olursa olsun, kesin ve katı bir bağlılık. İnsan, ölümü göze aldıktan sonra dünyanın en büyük silahı haline geliyor. Nuriye Akman, ölüm orucundaki bir karıkocayla konuşmasından öyle bir hüküm çıkardığını yazdı: "İnanmak en büyük güç ve en büyük tehlike." Saldırıları gerçekleştirenler, önce ölmeye karar veriyorlar. İçinde bulundukları uçakta kimlerin, hangi masum insanların olduğu onları ilgilendirmiyor. Yıktıkları gökdelenlerin içinde suçsuz, zavallı yüzlerce insanın hayatına son verme haklarının olup olmadığını da düşünmüyorlar. Amerikan prestijini, bir günde yaralayan gerçekte inançtır. Terörizm de bu inancın bir aracıdır. Yapmak için işe yarayıp yaramadığı tartışılır. Ancak yıkmak için inançtan daha büyük bir güç olmadığına karar verdim. Bu inancın içinde ne olduğu da o kadar önemli değil. Lenin, Hitler, Spartaküs... Hepsinin kafasında vazgeçmedikleri dogmalar vardı. Kesin inançlılardı. Ve istediklerini, o dogmalara hayatları pahasına bağlılıklarıyla yıktılar. İstediği yıkmak olanlar, ölmeyi göze alacak kadar inançlarına bağlı olacak.
Web: LaqueLaque