Mehmet Taşdiken
  • Anasayfa
  • Projeler
    • Sonsuz Şükran Köyü
    • Anadolu´ya Şükran Buluşmaları
    • Fransız Sokağı
    • Old City Basmane
    • Carşamba Bulusmaları
  • Fransız Sokağı
  • Afitaş
  • Televizyon ve Film Işleri
    • Aşk ağlatır (2013)
    • Dönmeyenler (Belgesel)
    • Dokuzuncu Hariciye Koğuşu (Dizi)
    • Bizim Eller (Sinema Filmi)
    • Yuva (Dizi)
    • 5 Numaralı Kamp (Dizi)
    • Yurdumda ölmek istiyorum (Sinema Filmi/Dizi)
    • Türkistan Işığı
  • Yazili Eserleri
    • Berduş Düşünceler
    • köşe yazıları
    • Han Buyruğu
    • Itri
    • Beş Çayı
    • Bir Sevdadır Çobanlık
  • Iletişim
  • linkler
_20/09/2001

_Yol izlenimleri

_Bir arabanın içinde değişik ülkeler, değişik iklimler ve değişik yaşamlardan geçerek Münih'ten Moldova'ya gidiyoruz. İki gündür yoldayız. Soğuk, yağmurlu ve kapalı Münih günlerinden Romanya'da güneşe kavuşunca anladım ki, insan için en büyük nimet budur, güneştir. Almanya, Avusturya boyunca göz alabildiğine uzanan yeşile bakıyorum. Güneşsiz yeşil, kasvetli ve ürkütücü.
Ben yolculuk etmeyi, yolda olmayı çok severim. Her an alıştığınızın dışında şeyler görürsünüz. Duygularınız, düşünceleriniz düzene girer, kafanız boşalır. Stabil halden çıkar ve kendinizi yenilenmiş hissedersiniz.
Yaşadığınız şaşırtıcı değişiklikler içinde her an cansıkıcı bir durum, kaba bir davranış da hazır bekliyor.
Viyana'nın efsanevi büyüsü, sırf böyle bir kabalıkla dağıldı, gitti. Yemek yediğimiz lokantanın yöneticisi, Avusturyalı yaşlı kadın, bütün ısrarlı ricalarımıza, otoriter bir itirazla telefonu şarja takmamıza izin vermedi.
Bir anda bir rüyaya dönüştürerek, bu tarih ve kültür kentini aydınlatan içimizdeki ışık da böylelikle kısılıverdi.
Otoban kenarında, yağmur altında, iki kara bıyıklı gurbetçimizi polis paçalarına kadar yokluyor. Onlar boş ve anlamsız otobana bakıyorlar.
Fasılasız çalışan sileceklerimizle, pasaportlarımızı Macar polisine uzatırken hatırlıyorum ki, Avusturya'nın girişinde olmadığı gibi çıkışında da gümrük kontrolü görmüyoruz. Bekçiliği sanki Macarlara havale etmişler.
Münih'te girdiğimiz otoban Budapeşte'ye kadar uzanıyor.
Bu kentin efsununu da, Tuna'ya bakarak yumuşak bir kahveyle yudumlamak isterken peşimize takılan polis bozuyor. Yer bakmak için dolaşırken yanlış dönüş yaptığımız gerekçesiyle arabamızı durduruyor. Yirmi dakika süren bir yıldırmaca sonunda, geceyi orada geçirip, sabah mahkemeye çıkmamız gerektiğini söylüyor.
Gelirken yaklaştıkça heyecanlandığımız Budapeşte'den, bu kez uzaklaştıkça seviniyoruz. Marketlerin, mağazaların tezgâhtarları da soğuk, kuşkucu tavırlarıyla polislere, devlet memurlarına benziyor. Onları görünce Münih'teki memurlar geldi aklıma. Süpermarket reyonlarındaki güler yüzlü tezgâhtarlara benziyorlardı.
Macaristan'ın gelişmiş yüzü, Avusturya'dan Romanya'ya doğru gittikçe değişiyor. Köyleri, kasabaları, yolları doğuya doğru 'doğulu'laşıyor.
Bükreş'te Almanlarla buluşacağız. Arkadaşım
Rumen free shop'undan alışveriş yapacak. Girişteki üç sıkı kontrolden sonra bu kez de mağazanın kapısındaki polis pasaportlarımızı istiyor. Vizeler, kimlik bilgileri.. sayfa sayfa inceliyor. Sorular soruyor.
Bu arada bir soru da siz kendinize soruyorsunuz.
Gelişmiş memleketlerden azgelişmişlere doğru geldikçe polisiyle, kontrolüyle devlet kendini daha çok hissettiriyor.
Bu soruya bir cevabı hemen ilerideki benzincide alıyoruz. Arabaların içinde bekleşen adamlar. Biri bana geliyor. Beş yüz mark uzatıyor, bozduramadığını ve acil bozuk paraya ihtiyacı olduğunu söylüyor. Arkadaşım beni uyarıyor. "Bunlar, burayı üst tutmuş kapkaççılar. Sahte para verirler, parayı kapar kaçarlar" diyor.
Romanya'ya batıdan girişimizde ilk iki intibamız hırsız-polis oluyor.
Bu yazıyı yolculuğumuzun iki geceden sonraki öğlesinde, yolda, arabanın içinde yazıyorum. Baka baka gidiyoruz. Ve şu anda Moldova sınırına yaklaşıyoruz. Bu tarafta yollar bozuk. Romanya'nın gelişmiş tarafları da Macaristan'a yakın bölgeleri. Batı hattında çok yoğun yol çalışmaları var.
Web: LaqueLaque